1. Çünkü öğrencilerin gözlerinden anlarsınız anladı mı, inandı mı, kafası mı karıştı, hak verdi mi? O gözlerin içine bakmadan, o iletişimi kurmadan olmaz bu iş. Bir daha açıklarsınız, oldu mu diye soru sorarsınız, espri yaparsınız. O insani dokunuş olmazsa açar okurlar zaten kitaptan da, internete sorarlar bulurlar bir sürü cevap. Ancak amaç cevap bulmak değildir her zaman, soru sormaktır, sorgulamaktır.
  • Çünkü hocanın duruşundan, gülüşünden, kıyafetinden, okuduğu kitaptan, izlediği filmden öğrenmektir anlattığı konudan olduğu kadar. İlham almaktır dinlediği müzikten, odasında gitmek istediğiniz ülkenin fotoğrafını görüp “ben de yapabilirim” demektir.
  • Çünkü sınıf ve ders değildir üniversite sadece. Sınıfın dışındadır eğitim içinde olduğu kadar. Farklı disiplinlerden farklı bakış açıları ile sohbet etmektir, dünyayı bir de onların gözünden anlamaya çalışmaktır. Birlikte bir kahve içmektir. O doyumsuz, nasıl geçtiği anlaşılmayan ders aralarıdır.
  • Çünkü kulüplere girip kendini bulmaktır üniversite hayatı. Hiç sahip olamayacağınız kamera ile fotoğraf çekmektir, çıkmaya cesaret edemediğiniz sahnede dans etmektir, karşılarında durmaya korktuğunuz kalabalıklara konuşma yapmaktır. Bu imkanlara, bu cesarete, bu vizyona sahip olmaktır.
  • Çünkü yan yana yemek yerken birlikte yaşamayı öğrenmektir, sıraya girmektir, beklemektir, birisi için kapıyı tutmaktır, birlikte gülmek, birlikte kızmak, birlikte ağlamaktır. 
  • Çünkü yardımlaşmayı öğrenmektir, ihtiyacı olan arkadaş için gizliden para toplamaktır, itiraz etmeyi öğrenmektir, rektöre gidip yemeğin kalitesini protesto etmektir, BİR olabilmektir, birlikte hareket edebilmektir üniversite hayatı. 
  • Çünkü aşık olmaktır üniversite hayatı. Bir daha dönüp yaşayamayacağınız gençliğinizdeki aşkı yaşamaktır, özlemek, arasın diye beklemek, geçmez dediğiniz acıların geçtiğini görmektir. 
  • Bir de uzaktan öğretim öyle “hadi bilgisayarın karşısına geçsin herkes” diye yapılacak bir eğitim değildir.