Pandemi döneminde mecburiyetten geçmek zorunda kaldığımız uzaktan eğitimi, daha doğrusu “acil uzaktan eğitimi” başaramadık. Neden mi? Çünkü nasıl yapılacağını bilmiyoruz. Yaşadığımız acil bir durumdu, herkes panik halindeydi ve bir arada durmak ölüm kalım meselesiydi hatırlayacağınız üzere. Eğitim camiası yine tüm iyi niyetiyle bir yandan hayatta kalma savaşı verirken bir yandan da elinden geldiğince, aklı yettiğince, yapabildiğince eğitim vermeye çalıştı öğrencilerine. Kimi buzdolabını tahta olarak kullandı, kimi kravatını takıp altındaki pijamayı gizlemeye çalıştı, kiminin de çocuğu yan odada ağlarken bitmek tükenmek bilmeyen, mesaisi olmayan toplantılarla boğuştu.
Peki bu kadar uğraşa başarılı olduk mu dersiniz? Başarıyı nasıl değerlendirdiğinize bağlı elbet. Bazılarımız öyle güzel dersler yaptı, öyle güzel kaynaklar bulup öğrencilerine ulaştırdı, öyle güzel uygulamalar kullandı ki su gibi geçti dersler. Ama korkarım ki sadece “bazılarımız” yapabildi bunu. Yeniliğe açık, bunu da bir öğrenme fırsatı olarak görebilen, kendini her şart altında motive edebilen şanslı kesim dışında kaotik bir durum yaşandı hem öğrenciler hem de hocalar için. Burada suçlu aramaya gerek yok elbet, bu adı üstünde bir “acil” durumdu ve “acil” önlemler alındı. Daha iyisi yapılabilir miydi? Elbette. Her zaman daha iyisi yapılabilir.
Uzaktan eğitim bir bilim dalıdır. Eğitimi dört duvar arasına sığdırmayan, mekân ve zamandan bağımsız bir arada tutabilmektir öğrenciyi ve hocayı. Hani aynı sınıfın içinde olup da aslında farklı dünyalarda olan öğretmen ve öğrenciler vardır ya, uzaktan eğitimde bir arada anlamlı bir şekilde olabilmek için ciddi bir emek vermek gerekir. Teknolojiyi iyi kullanabilmek gerekir. Ama önce ne yaptığını, ne öğreteceğini, neden öğreteceğini iyi bileceksin ki bunları nasıl öğreteceğine karar vereceksin. Sürekli baş döndürücü bir hızda gelişen teknolojiyi de iyi takip edebilirsen eğer o zaman tasarlayabilirsin bu eğitimi layıkıyla. Bütün bunları bu alanda uzman olmayan birisinden beklemek ona haksızlık etmek olur elbette. İyi tasarlanmış bir uzaktan eğitim büyük ve sağlam bir ekip işidir. Teknolojiden, pedagojiden anlayan, içeriğe hakim bir ekibin işi.
Öğrencilerin de uzaktan eğitime öncelikli olarak gönüllü olması lazım sürecin başarılı işleyebilmesi için. Tüm süreci bilerek, isteyerek ve gerekli teknolojik alt yapıya sahip olarak katılması lazım eğitime. Bilgisayarı olmayan, interneti kamera açmaya yetmeyen, kendine ait bir odası olmadığı için ev halkının gürültüsünden dersi dinleyemeyen bir öğrenciden başarılı bir eğitim süreci geçirmesini nasıl bekleyebiliriz?
Uzaktan eğitim otonom olmayı gerektirir. Kendi öğrenme sürecini yönetebilmeyi, kaynaklara nasıl ulaşabileceğini bilmeyi gerektirir. Bu yüzden üniversite hayatına kadar tek amacı sınavlarda başarılı olamaya mecbur bırakılan öğrencilere çok da uymaz. Sistemin de öğrencisine güvenebilmesini gerektirir. Öğrencilerin her adımda kopya çekeceğinden şüphelenilen bir eğitimde değerlendirme sisteminin bir daha değerlendirilmesi gerekir.
Pandemi döneminde yaşadığımız “acil” uzaktan eğitimi normal bir uzaktan eğitim formatında değerlendiremeyiz. Bu, sistemin tüm paydaşlarına haksızlık olur. Ancak yüksek öğretim sistemimizi eleştirdiğimiz, öğrencileri geleceğe hazırlamadığını düşündüğümüz, eğitimin sınıf içinde hocanın aktardığı bilgilerle sınırlı olmaması gerektiğine inandığımız sistemi yeniden gözden geçirmek için de müthiş bir fırsattı pandemi dönemi. Bir durup neyi, nasıl ve neden yapıyoruza bakabileceğimiz, nasıl daha iyi oluru düşünüp dönüştürebileceğimiz ve hatta bu konuda liderlik rolünü bile üstlenebileceğimiz müthiş fırsatı kaçırdık. Peki o zamandan bu zamana bir yol alabildik mi? Pek de aldığımız söylenemez. Hemen sınıflarımıza, bildiğimizi uygulamaya devam etti çoğumuz. Ne teknolojik, ne de pedagojik alt yapımızı geliştirebildik bu süreç içinde.
Şimdi alınan uzaktan eğitim kararı ile yine acil bir şekilde, yine hazır olmadan, yine “miş gibi” yaparak bir dönem daha geçecek korkarım ki. Üstelik de bu kez öğrencilerimizle bir arada olmamızın önünde bir engel yokken, ihtiyacı olanlara çözümler üretebilecekken yine mağdur olacak kocaman bir grup. Ölüm tehlikesi ile birbirimizden uzaklaşıp mecburen yapmıştık uzaktan eğitimi, şimdi ölümden kurtulanların bir arada durma zamanı iken neden uzaklaşıyoruz birbirimizden?
Leave a Reply