Ben tek başına ne yapabilirim 
Diye düşündü biri 
Ve hiçbirşey yapmamaya karar verdi 

Ben tek başına ne yapabilirim 
Diye düşündü bir öteki 
Ve yalnızlığının kuytuluğuna çekildi 

Ben tek başına ne yapabilirim 
Diye düşündü bir üçüncü 
Ve tek başına düşünmeyi sürdürdü 

Ben tek başına ne yapabilirim 
Diye düşündü yüzbinler 
Ve tek başınalıklarını sürdürdüler 

Ben tek başına ne yapabilirim 
Diye düşündü milyonlar 
Milyonlarcaydılar 

Ve tek başınaydılar 
Bu arada birileri 
Onlar adına 
Karar vermekteydi 

Tek başına olduklarını sananlar 
Topluca ortadan kaldırıldılar….

Çok severim Ataol Behramoğlu’nun bu şiirini. 

Nasıl da tarifi zor bir ülkede yaşıyoruz. Tam bir mozaik. Tam diyoruz ki gittikçe yalnızlaşıyoruz bu dünyada. Yan yana yemek yiyoruz ama başkaları var iletişim kurduğumuz telefonla yanımızda. Geziyoruz ama görmüyoruz yanımızdakini bile, güzel hallerimizi çekip hiç tanımadıklarımızla bile paylaşma aşkına. Duyuyoruz ama anlamıyoruz birbirimizi, hatta duymuyoruz bile çoğu zaman dinlemiyoruz çünkü, kurtulamıyoruz önyargılarımızdan.

Ama sonra, sonra bir araya geliveriyoruz hemen insanlığımızı hatırlayıp. Özellikle de zor günlerde. Çıkarıp veriyoruz elimizdekini avucumuzdakini, çorbamızı, aşımızı. Koşup gidiyoruz memleketin bir ucundan diğerine bir faydamız olur umuduyla. Kapımızı, gönlümüzü açıyoruz din, dil, ırk dinlemeden, insanca. Tek başımıza değil, milyonlarca olduğumuzu hatırlayıveriyoruz hemen bir çırpıda. Sarıp sarmalıyoruz birbirimizi tüm içtenliğimizle.

Madem böyle bir gücümüz var, madem böylesine birlik olabiliyoruz neden bunu sürdüremiyoruz diye düşünmeden edemiyor insan. Bu kadar okumuş, etmiş, düşünen, sorgulayan, koşturan güzel insanımız varken neden bir araya geliyoruz ama bir arada durmayı başaramıyoruz diye düşünüyor. Neden bu bizi dünyadaki başka tüm milletlerden ayıran harika özelliğimizin farkında değiliz ve kullanmayı beceremiyoruz diye sorguluyor? Tek başımıza ne yapabiliriz diye düşündüğümüzden mi? Böyle gelmiş böyle gidere inandığımızdan mı? Adam sendeciliğimizden mi? Bunca kötülükle nasıl başa çıkabiliriz, bu dünyayı nasıl kurtarabiliriz ki deyip kenara çekilmemizden mi? Birileri yapar nasılsa diye beklememizden mi, yoksa zaten düzelebileceğine inanmamamızdan mı bozuk sistemin?

Tek başımıza değil, milyonlarcayız, Ataol Behramoğlu’nun da dediği gibi. Bunu görmeli, hiç unutmamalı ve birilerinin bizim adımıza karar vermesine değil, kendi kararlarımızı verebileceğimize inanmalıyız. İyiliğin, güzelliğin, doğruluğun kazanacağına, adaletin er ya da geç gerçekleştiğine dair inancımızı yitirmemeliyiz. Ve hatta inanmakla kalmayıp artık gerçekleştirmeliyiz. 

Tam da içinde bulunduğumuz şu zor günlerde yeniden hatırlamak ve hatırlatmak istedim bu şiiri. Hani Aristo “Ne yapmalıyım?” değil “Nasıl bir insan olmalıyım?” diye sormalıyız demişti ya, gelin bu sefer de “Nasıl bir toplum olmalıyıza” ulaşabilmek için “Ne yapmalıyız” sorusunu cevaplayarak yola çıkalım.