Biraz hayal kuralım mı bugün? Şöyle hayalimizdeki öğretmenleri yaratalım, daha doğrusu onları yaratabileceğimize dair hayalimizdeki eğitim sistemini kurgulayalım.

Dünya hızla değişiyor, bilgi baş döndürücü bir hızla artıyor, gençliğin özellikleri de beklentileri de değişiyor diyoruz uzun zamandır yüksek sesle. Üstelik eğitim sistemimiz bu değişime ayak uydurabilecek bir sistem değil de diyoruz. Hepimiz hemfikiriz bu konularda. Değişim şart diyoruz. Peki nasıl bir değişim? Nasıl bir sistem istiyoruz? Geleceği yetiştirecek öğretmenleri biz nasıl yetiştirmeliyiz ki onlar da bu baş döndürücü dünyaya ayak uydurmayı bırakın, liderlik yapabilsinler? Liderlik yapabilecek bireyleri yetiştirsinler.

Dünya Ekonomik Forumunun 2020 yılında belirlediği en önemli becerilere baktım da listenin başında karmaşık problemleri çözebilme becerisi, eleştirel düşünme ve yaratıcılık var. Duygusal zeka, esneklik ve başkaları ile koordine bir şekilde çalışmayı da eklemişler önemli özellikler diye. Ülkemizde yaşadıklarımıza ve onlarla baş etme becerimize bakınca Türkleri doğrudan en başarılı insan kategorisine koymalılar bence. Hayatımızın her yeri çözmemiz gereken karmakarışık problemlerle dolu ve bunları çözebilmek için akla hayale gelmeyecek yaratıcılık ve esneklik becerilerimizi kullanmak zorundayız, e bu konuda fena da değiliz hani, her şeye rağmen…. Duygusal zeka ve koordineli çalışmak derseniz yaşadığımız felaketlerde gösterdiğimiz çabalarımıza üstün başarı madalyası vermeliyiz. Herkesin nasıl da birlik olup hiç tanımadıklarına yardım ettiğini görünce bu madalyayı her birimizin hak etiğini düşünüyorum kesinlikle. Bir tek eleştirel düşünme becerisi konusunda endişelerim var, uzun bir süredir eleştirme kaslarımız oldukça zayıflatılmış olabilir, ama bunları da derhal geliştirebileceğimiz konusunda bir endişem yok.

Merak, dayanıklılık, öğrenilen bilgilerin birbiri ile bağlantısını kurabilme ve son zamanların modası olan “sabit” değil “büyüme zihniyetine” sahip olabilme de hemen hemen her kitapta, her listede karşımıza çıkan başarılı insan özellikleri. 

Gelin bir de OECD’nin gençler üzerinde yaptığı araştırma sonuçlarına bakalım. Gençlerin başarılı olabilmeleri için neler bekleniyormuş onlardan, bakalım bakalım? Listenin en başında odaklanabilme ve işleri halledebilme becerileri var. Bunun için düşünebilmek ve yaratabilmek gerek elbet. Bilgileri ezberlemek değil, onları uygulamaya koyabilmek gerek. Problem çözme ve karar verme becerileri ise olmazsa olmazlardan şüphesiz. Buraya kadar sunulan liste insanı çok şaşırtmıyor, ama duygularının farkında olabilmek, onları ifade edebilmek, zorluklarla başa çıkabilmek ve tüm bunları yapabilmek için öngörülerini kullanarak başkaları ile olumlu ilişkiler kurabilmek listede görmekten memnun olduğumuz maddelerden. Ancak formda olmak ve formda kalmak gibi bir madde var ki insana vay be dedirten ve de memnun eden bir özellik değil mi sizce de? En çok hoşuma giden de bir birey olarak var olabilmek ve varlığının farkında olmak oldu açıkçası. 

Gelin şimdi de bizim Türk gençliğimize bakalım bu özelliklere sahipler mi diye? Ben uzun süredir gençlerle birlikte yaşıyorum. Öyle güzel bir meslek yapıyorum ki öğrenmeye hevesli, pırıl pırıl beyinlerle, güzel insanlarla birlikteyim. Öğretmen olup geleceği biz şekillendireceğiz diyen nesillerle yan yanayım. Evet yanlış duymadınız, her tür kırgınlıklarına, sık sık kapıldıkları olumsuzluklarına, onlara yaptığımız her tür haksızlıklara rağmen gelecekten umudunu kaybetmeyen nesillerle bir aradayım. Evet bazen tökezliyorlar, bazen düşüyorlar, bazen soruları yanıtsız kalıyor, pek çok zaman hak ettiklerini alamıyorlar ama yine toparlanıyorlar, yine yola umutla devam ediyorlar, yine birbirlerine destek oluyorlar. Pandemi yaşadılar, depremlerde sallandılar, sellere kapıldılar, evlere kapandılar, kapatıldılar, okullarından uzaklaştırıldılar, yaşadıkları felaketler listesinde neredeyse yok yok. Bu çocuklar hala ayaktaysa, hala çabalıyorsa, hala umutlarını koruyorsa onlara takacağımız madalyanın elmastan olması gerekmez mi? Biz bu gençlere güvenmeyelim de ne yapalım? Onların bize hala güveni var mı bilmem ama benim onlara güvenim de inancım da her zaman tam. Mihaly Csikszentmihalyi yine bayılarak okuduğum “Good Business” kitabında vizyon sahibi liderlerde fark edilen belki de en belirgin özelliğin “patolojik iyimserlik” olduğunu söylüyor. Her sorunun bir çözümü olduğuna inanıyormuş vizyon sahibi insanlar. E gelişim odaklı bir zihin de buna inanmıyor mu zaten? İşte bu güzel gençlerimiz de aslında patolojik iyimserler, onlar da vizyon sahibi liderler. Şartlar onları her türlü sınasa da o sınavlardan başarı ile geçiyorlar. Ama artık biraz nefes almaya onların da hepimiz gibi ihtiyacı var, artık her şeyin gerçekten güzel olmasına ihtiyacımız var. 

Bahsettiğim, sizin de çevrenizde bolca olan bu gençlere eğitim sistemimizin yetmediği çok aşikâr, onu tartışma konusu bile yapmıyorum. Daha da sonra gelecek nesilleri eğitebilecek donanımda öğretmenler yetiştirebilmek benim derdim, hepimizin ortak derdi. 

Gelecek her ne kadar belirsizse ve ne olacağını her ne kadar bilmiyorsak da emin olduğumuz bir şey varsa o da eğitim sisteminin artık bilgi değil, yeterlik odaklı olması gerekliliği. Geleceği yetiştirecek öğretmenlerimizi öyle hazırlamalıyız ki onlara A, B, C derslerinin içinde bir takım bilgiler değil, işte o yukarıda sayılanları yapabilme yeterliği kazandırabilelim. Meraklı, yaratıcı, dayanıklı, düşünen, tüm insanlığın yararına kararlar verebilen, etik ve sürekli gelişime açık bireyler olabilsinler. Onlar olsunlar ki çocukları öyle yetiştirebilsinler. E peki çocukları yetiştirecek öğretmenleri yetiştirenler? Bizler de buyuralım buradan kendi dersimizi çıkaralım, aynalarımıza bir bakalım, artık biz de şu gelişim zihniyetine sahip olmakla başlayalım mı işe? Ne dersiniz? 

Hayal kuralım diye başladım yazıya ama gördüğünüz gibi elimizde sahip olduğumuz nitelikli gençler ile dünya liderliğine soyunmak bir hayal değil, hatta çok yakında çok olası bir gerçek. 

Ne yapmalı, ne yapmamalıyızı konuştuk, peki tüm bunları nasıl yapabilirize de bir sonraki yazıda bakalım mı? Fikir ile doldurmayayım sizi, düşünün, özümseyin, eleştirin, kendinizce yeniden tasarlayın hayalinizdeki öğretmeni ve onun yetişeceği sistemi. Benim fikirlerime ekleme ya da çıkarma yapmak isterseniz de sizlere ulaşabildiğimi gördüğüm için inanılmaz mutlu olacağımdan her zaman emin olabilirsiniz.