Uzun bir yolculuktan çıktınız. Zorlu günler geçirdiniz. Strese girdiniz. Herkes size ne yapmanız gerektiğini, hangi mesleğin daha çok para kazandırdığını, hangi üniversitenin iyi olduğunu, hangi şehrin yaşanır olduğunu söyledi durdu. Kendi yapamadıklarını gizli gizli size empoze etmeye çalışanlar bile oldu. Günlerce, aylarca, yıllarca çalıştınız. Pandemi oldu, deprem oldu, okuldan uzaklaştırıldınız, boş geçen dersleriniz oldu, boş geçse keşke dediğiniz dersleriniz oldu. Gün geldi gidip arkadaşınızla bir kahve içecek zamanınız olmadı, zamanınız olsa da paranız olmadı. Her şeye rağmen bu günlere geldiniz, sizi birkaç saatle hayatınızı belirlemeye çalışan sistemin içinde bir yerlere gelmek için, hayatınızı kurma, hayallerinizi gerçekleştirme sınavından başarı ile çıktınız. Üstelik de size bir şey sunmadan sizden çok büyük beklentileri olan sistemin içinden sağ sağlam çıktınız. Zor günler geride kaldı. Ama aslında daha yeni başlıyor zor günler. Daha da zor günler…. Durun, ümitsizliğe kapılmayın aslında siz olma yolculuğunuz başlıyor. Zor ama bir o kadar da keyifli, bir o kadar da var olma yolculuğunda adım attığınız maceralar.
Dilerim ki hayallerinizi gerçekleştirme yolunda size destek olacak bir üniversiteye gider ve orada harika cevapları bulmaktan öte harika sorular sormayı öğrendiğiniz rehberlerle karşılaşabilirsiniz. Ama her zaman her şeyin yolunda gitmediğini bilecek kadar büyüdünüz artık. Biliyorsunuz ki bazen harika hissedecek, bazen de bütün cevapları bildiğinizi düşünecek ve kimseleri beğenmeyeceksiniz. Kimi zaman da herkes her şeyi başarırken, en güzel yerlerde eğlenir, en yakışıklı çocuklarla, en manken gibi kızlarla çıkarken siz evde pespaye bir şekilde ders çalışıyor olacaksınız. Ya da paranız olmadığı için o enfes barlara gidip canlı müzik dinleyip gençliğinizin tadını çıkaramayacaksınız. Ya da dünyanın en gıcık öğretmeni dünyanın en saçma ödevini en kısa zamanda yapmanızı istemiş olacak. Neden yaptığınızı anlamadığınız gibi nasıl yapılacağını da asla bilmediğiniz saçma bir ödev işte… Daha da acısı, en yakın arkadaşınız bildiğiniz, sırlarınızı paylaşıp birlikte ağladığınız dostunuzun da sizi sırtınızdan bıçakladığı anda herkes dostlarıyla sarmaş dolaş pozlar verip delicesine eğlenirken yapacaksınız o sıkıcı ve zor ödevi. Kızacak, endişelenecek, kaygılanacak, korkacak, üzülecek, hayal kırıklığına uğrayacaksınız. Ama size tek bir söz verebilirim ki hepsi geçecek. Bekleyin. Sabredin. Tüm dertlerinizin tek ilacı zaman olacak. Unutmayacaksınız. Ama öğreneceksiniz. Her düştüğünüzde ayağa kalkıp daha emin adımlarla, daha güçlü bir şekilde yolunuza devam edeceksiniz. Yanınızdakiler değişecek, yolun farklı yerlerinde farklı insanlar eşlik edecek yolculuğunuza. Ancak bir tek siz, sadece kendiniz olacaksınız her daim yanınızda. Hep o tutacak elinizden, hep o kaldıracak sizi ayağa. O yüzden iyi geçinin onunla. Sevin, güvenin, inanın ona. İyi bakın o bedene, o ruha, o zekaya. Besleyin onu sevgiyle, umutla, bilgiyle, güvenle. Bilin ki siz SİZ olarak kaldığınız sürece her şey geçecek, her tökezlemeniz yere daha sağlam basmayı öğretecek dersiniz olacak. Siz yeter ki düştüğünüz yerde kalmayın, hayatınıza giren, hayatınızdan çıkan herkesin size bir şey öğrettiğini bilin, bunun farkında olun. Mutluluğun tam olarak bu farkındalıktan başka bir şey olmadığını öğrenin. İşte o zaman bu farkındalık size özgürlüğünüzü verecek. Sosyal medyanın size sunduğu o sahte mutluluğunu kanıtlamaya çalışan insanların fotoğrafı olmadığını öğretecek mutluluğun. Mutluluğun farkındalık demek olduğunu. Kendinizin, duygularınızın, düşüncelerinizin, umutlarınızın farkında olma hali olduğunu. Onlardan korkmadan, üstünü örtüp halının altına süpürmeden, kendinize cesaretle, şefkatle sahip çıkabilme halinden başka bir şey olmadığını aslında mutluluğun. İşte o zaman öyle çevik olur, öyle sağlam basarsınız ki yere hayal kırıklıklarınızdan kaçmaz, korktuğunuzdan korkmazsınız. Sevinçleriniz de hüzünleriniz de size rehberlik eder. Öğrenirsiniz onlardan, kendinizi tanırsınız. İçinde bulunduğunuz resme bakabilmeye, onu görebilmeye cesaret edersiniz. İşte o zaman tam da ortasında yaşadığınız film senaryosunun içinden çıkıp o filme objektif olarak bakmayı öğrenirsiniz. Kendinizi tanırsınız, uğruna yaşayacağınız değerlerinizden emin olursunuz. İşte o yüzden cesur olun. Kendinizle yüzleşin. Ertelemelerinizin tembelliğinizin altında yatan sebebin belki de korkularınız olduğunu görün. Kim olduğunuzu bilin, uğruna yaşayacaklarınızı fark edin. İşte o zaman var ya…. Ne hangi bölümün, ne hangi üniversitenin, ne de hangi şehirde olduğunuzun bir önemi kalır. İşte o zaman pusulanız size hep doğru yolu gösterir.
Siz çok değerlisiniz. Biriciksiniz. Bunu hiç unutmazsanız eğer, başkalarına gösterdiğiniz anlayış ve şefkati kendinize de göstermeyi başarabilirseniz, işte o zaman düşseniz de, kalksanız da, uçsanız da bilirsiniz ki geçecek, siz yine sizinle ayağa kalkıp kendinizin daha da iyi versiyonunu yaratacaksınız her seferinde.
Bu daha iyi versiyon için çalışın. Üretin. Okuyun. Dinleyin. Çok güzel insanlar var bu dünyada. Ufkunuzu geliştirecek, size çok güzel vizyonlar kazandıracak, farklı dünyalar yaratacak kişiler var ve onlara ulaşmak bir podcast kadar, bir kitap kadar, bir gazete köşesi, bir YouTube programı kadar yakın. Ve her basamakta karşınıza çıkan insanlar da hep bir üst basamaktaki insanlar olacak. Üretmekten daha büyük bir anlam katacak bir şey yok bu hayatta. Okuyun, yazın, birisi için bir kahve yapın, makarna pişirin. Hiçbir şey yapamıyorsanız gülümseyin birisine…
Çok sevgili gençler, siz hep eleştirilen bir kültürde yetiştirilmiş bireylersiniz. Hep yapmalarla, etmelerle büyütüldünüz. Hep sizden daha iyi yapanlarla karşılaştırıldınız. Hep yüksek beklentileri karşılamaya çalıştınız. Ama artık siz kendinizi kendiniz yaratacak, onu güçlendirecek, hep daha da iyileştirmeyi bilecek kadar büyüdünüz. İnanın nereye giderseniz, kimlerle karşılaşırsanız karşılaşın kendi hayatınızın tek sorumlusu hep siz olacaksınız. Ve sizin Atatürk gibi öyle bir rehberiniz var ki, ne zaman başınız sıkışsa ona bakın. O size hep yol gösterecek. Ben hep öyle yapıyorum ve hiç şaşmadım yolumdan…
Güzel insanlarla yollarımızın karşılaşması dileğiyle…
Leave a Reply