Cumhuriyetimizin 100. Yılının coşkusunu ve gururunu yaşıyoruz. İçimiz kıpır kıpır. Her yerde bayraklar asılı, marşlar çalınıyor, besteler yapılıyor, konserler düzenleniyor, oyunlar sergileniyor, konferanslarda Cumhuriyet kadınlarının fedakarlıkları, azim ve başarıları, nereden nereye geldikleri konuşuluyor.  

Minnet ve saygıyla, sevgiyle kutlarken gurur duyduğumuz geçmişimizi, kültürel zenginliğimizi bir de durup bakalım acaba izinden gittiğimiz Atamızın bize verdiği ödevleri yapıyor muyuz diye. Daha özgür, daha demokratik, daha çağdaş bir ülkede yaşamak için hepimiz üzerimize düşen sorumluluğu hissediyor muyuz gerçekten? Yoksa annesinin kolundaki bileziği satarak üniversite eğitimi almaya başka şehirlere giden, karnını nasıl doyuracağı endişesiyle bir yandan da gençliğini yaşamaya çalışan ve büyük heveslerle mezun olan çocuklarımıza iş bulamamanın sorumluluğu altında eziliyor muyuz? Tüm donanım ve heyecanları ile vatanın en ücra köşesinden en gelişmiş şehrinde gece gündüz çalıştığı halde üç kuruş para alarak geçim sıkıntısı çeken öğretmenlerimizin yüzlerine bakarken utanıyor muyuz yoksa? Ya okula karınları aç giden o küçücük çocuklarımız, asansörde sıkışıp kalan gencecik kızlarımız? Asıl onların vicdani sorumluluğunu nasıl oluyor da kaldırabiliyoruz sizce? 

Peki ya kadınlarımız? Daha Cumhuriyetin ilk yıllarından beri Atamın toplumda erkeklerle eşit hak ve özgürlüklere sahip olmaları için her tür fırsatı tanıdığı, dünyada ilk kez seçme ve seçilme hakkını verdiği kadınlarımız? Dünya şampiyonu olan sporcu kadınlarımız? Uluslararası arenalarda boy gösteren müzisyenlerimiz, sanatçılarımız, bilim kadınlarımız? Annelerimiz, doktorlarımız, akademisyenlerimiz? Onlara hak ettikleri değeri verebiliyor muyuz sizce? 

Canım ülkemin güzellikleri de sorunları da saymakla bitmiyor. Ne çocuklarımız ne gençlerimiz ne kadınlarımız ne erkeklerimiz ne de yaşlılarımız hak ettikleri hayatı yaşayabiliyorlar. Demek ki 100 yıldır üzerimize düşen ödevlerimizi tam yaptığımızı söylemek biraz zor. Demek ki daha çok çalışmalıyız, daha sorumlu davranmalıyız büyük fedakarlıklarla kazanılan özgürlüğümüzü korumak ve geliştirebilmek için. Sporda, sanatta, eğitimde, bilimde daha çok adımızı duyurabilmek için, hiçbir gencimizin ekonomik sebeplerle, gelecek kaygısıyla, demokrasi endişesiyle ülkeyi terk etmek zorunda kalmaması için daha çok okuyup daya çok tartışmamız, daha çok birbirimizi dinlememiz gerekiyor demek ki. 

Sen yine de rahat uyu Atam. Sana söz daha çok çalışacağız biz. Daha çok madalyalar alacak, daha çok kupalar kaldıracak, daha çok ayakta alkışlanacağız, çünkü daha sorumlu davranacağız bundan sonraki 100 yılda. Hayallerimizi, hak ettiğimiz daha da aydınlık geleceğimizi inşa etmek için durup dinlenmeden, daha büyük şevkle, daha da artan heyecanla daha çok çalışacağız, söz. Açtığın yolda gösterdiğin hedefe doğru durmadan yürümeye devam edeceğiz Atam. Yolumuz uzun ama daima ileri gitmeye ant içtik bir kere…

Gururla, şükranla, minnetle, saygıyla, sevgiyle ve umutla kutlayacağımız daha nice 100 yıllara…