Satranç hayat gibidir der “Olasılıksız” kitabında Adam Fawer. Ben de hayatı satranç oynamaya benzetmişimdir hep. Ama sadece siyah ve beyaz 64 kareden oluşmayan bir oyun. Karelerin her renkte olduğu, hatta bazen üçgen, bazen sekizgen alanlardan, 64 değil, sonsuz sayıda seçenekten oluşan bir oyun…
On parçanı kaybedip yine de kazanabilirsin oyunu demiş Adam Fawer ya, bazen hiçbir parçanı kaybetmeden de kaybedebiliyor insan, ya da karşınızdaki oyuncu kaybetse de kendi kaybetmiş olabiliyor. Bazen de bir tarafın kaybetmesine gerek kalmıyor diğerinin kazanması için, tüm oyuncular kazanabiliyor. İlla kazanan ve kaybeden de olması gerekmiyor zaten. Son derece karışık bir oyun, ama o yüzden de eğlenceli, düşündürücü, dönüştürücü ve müthiş öğretici… Atlar sadece L şeklinde gitmiyor mesela, bazen uçarak ilerliyor, bazense kısılıp kalıyor bir köşede hiçbir güce sahip olmadan. Filler çapraz gitmiyor her seferinde, çarparak, bölerek, bölünerek gittiği de görünüyor. Minik bir piyon devleşip bir vezir gücüne sahip oluyor da koca vezir yok olup gidiyor oyunun sahnesinden yeri geliyor. İşte bu yüzden satranç tahtasını da, oyunu da yeniden kurguluyor insan. Her seferinde başka bir bakış açısıyla, her seferinde kurduğu oyunu daha da zenginleştirerek, her seferinde daha da zekice…Satrançta olduğu gibi tek kazananı olmuyor oyunun, samimi olduğu sürece herkes kazanıyor.
Kaybettikleriniz, o an farkına varmasanız da çoğu zaman kazandıklarınız oluyor aslında. 30 dakika değerli zamanımdan gitti diye üzülürken mesela bir bakıyorsunuz ki hayatınıza tahmininizin çok ötesinde güzellikler girmiş. Ya da artık olmaz dediğiniz bir zamanda oluveriyor tüm güzellikler. İnancınızı yitirmediğiniz sürece mucizeler gerçekleşiyor beklenmedik anlarda.
O zaman kendimize sormamız gereken asıl soru “Bana ayrılan bu zaman dilimi içinde oynadığım rolde ne kadar samimiyim?”. Kendimize dürüstçe verdiğimiz cevaplar oyunun nasıl kurgulanacağını da belirliyor. “Ben ne uğruna yaşıyorum, bu dünya için, insanlık için nasıl bir değer yaratıyorum? Kime nasıl bir katkıda bulunuyorum?” soruları da oyundaki hamleleri belirliyor. Dala Lama’nın şu sözü hep baş ucumda duranlardandır: “Yaşamdaki esas amacımız başkalarına yardım etmektir. Yardım edemiyorsanız en azından onlara zarar vermeyin.”.
O halde hayatla oynadığımız satranç oyunumuzda değer katmak, başkalarına yardım etmek, insanlığa iyi gelecek hamlelerle oyunu kurgulamak ve akıllı hamlelerle her anından keyif almak dileklerimle. Satranç tahtasındaki hamleleri ancak her açıdan bakınca akıllıca kurgulayabilirsiniz, aynen yaşamın size sunduğu güzellikleri görebildiğiniz gibi.
Leave a Reply